İznik Triatlonu Tamamlandı
Nisan ayının son haftası 2. defa bir ultramaraton koşu yarışına ev sahipliği yapan İznik, bu defa da bir triatlon yarışına ev sahipliği yaptı. Triatlon federasyonunun takvimindeki bazı yarışlara önceden olur vermiş olan (Erdek vb) yerel yöneticilerinin bu yıl “sponsor bile bulunmasına rağmen” artık ilçelerinde triatlon yarışlarına izin vermeyeceklerini duyurmasıyla İznik ve bunun gibi yeni adreslere yöneleceğimizi görmekteyiz.
Şüphesiz, takvime eklenen ve bu sözünün ardında durup gerçekleştirilen her yeni yarış mekanı triatlon için bir artıdır. Ancak, eskiden beri başarıyla gerçekleştirilen oturmuş yerleri de kaybetmeyip yıl içindeki yarış sayısını her yıl artırmak da başarı ve gelişim için yadsınamaz bir gerçek. Bu tür konuları yazımın devamında sürdüreceğim için şimdi yarışın diğer dinamiklerine değinmek istiyorum.
Yarışın kendisi ilk defa düzenlenirken, aynı zamanda başka ilklere de sahne oldu;
Her yarış, herkes için farklı şekilde geçmektedir fakat yarışın en şanssız katılımcıları, aralarında benim de bulunduğum +30 yaş grubundakiler oldu. Sabah ve akşam saatlerinde çarşaf gibi olan sakin İznik gölü, rüzgarın etkisiyle, büyük ve kesintisiz dalgalar oluştururken, göl suyunun deniz suyuna kıyasla kaldırma kuvvetinin olmaması, +30 kategorisindeki katılımcılar, bu sürekli ve büyük dalgalara karşı mücadele vermekteyken “içilmesi kesinlikle önerilmeyen” İznik gölünün bulanık suyundan onlarca defa yutmak zorunda kaldılar. Haftanın 7 günü sudan çıkmayan, hergün sıkı yüzme antrenmanları yapan triatletler bile, kaldırma kuvveti olmayan, bu bulanık, dev dalgalı suda serbest stilde yüzmeye çabalarken zor ve tehlikeli anlar yaşadılar. Herhangi bir boğulma olayının yaşanmaması hem şanseseri gerçekleşmedi, hem de bazı sporcuların bu bitmeyen dalgalarda yerinde saydıklarını farkettiklerinde yarıştan çekilmeleriyle korkulan yaşanmamış oldu. Tabi bu doğa olayına yapılabilecek birşey yoktu fakat Türkiye’nin dört bir yanından uzun ve yorucu yolculuklar yapıp gelen sporcuların daha yüzme etabında böyle bir olumsuzlukla karşılaşması sonucu yarıştan çekilmeleri de üzücüydü.
Diğer yaşanan bir ilk ve olumsuzluk ise, sadece Türk triatlon değil, aynı zamanda Türk yol bisikleti tarihinde sunulan en kötü bisiklet etabında yarışmak zorunda kalınmış olması oldu. Yarıştan önceki gün, parkur tanıma sürüşü esnasında sadece 10km hızla sürüş yapılırken bile bütün yarışacakların istisnasız tamamının “nasıl böylesine kötü bir parkurda yarış düzenlenir?” ve benzeri haklı yorumları sonrasında takım kaptanlarının federasyon yetkililerine parkur değişimi önerileri de boşa çıktı. Hatta o 10km hızla yapılan toplu sürüşte sadece 1 defa geçilen 2.5 kilometrelik parkurda genç bir triatletin lastiğinin patlaması, ertesi gün yaşanacaklarını endişe içinde düşündürüyordu. Çünkü yarış günü triatletler bu bozuk parkurda yarıştıkları gruba göre 4 veya 8 kez tur atacaklardı.
Bisiklet parkurunu görmeden önce yine mi parke taşlı bisiklet parkuru diyen tecrübeli triatletler, tanıma sürüşü sonrası parke taşlı parkura razıydık, bu nasıl saygısızlıktır yorumlarını yaptılar. Özellikle de birçok küçük yaştaki triatletin ilk veya ikinci yarışının İznik triatlonu olacak olması, beraberinde gelen ebeveynlerini endişeye sevkediyordu. Peki bu parkuru böylesine bozuk, kötü yapan ne idi?
Yarış sonrası Belediye meclis üyelerinden biriyle yaptığımız görüşmede, hatanın kendilerinden kaynaklanmadığını, yarış öncesi Karayolları kurumundan bu parkura asfalt dökmelerini istediklerini, fakat bu işi bile 15 gün sonra yapmaya geldiklerini öğrendik. Bu kadar geç gelen işgüzarlar, aynı zamanda “yol bisikleti”nin sürülebileceği zemin niteliklerinden elbette bihaberdiler. Tabi burada karayollarından bu gibi uzmanlık bilgisini bilmelerini beklemek yanlış olur. Bu yüzden sorunun muhatabı parkur belirleme ve yürütmesinden sorumlu olan kişi ve heyet olmalıdır. Yarışa 1 hafta kala, yarış mahalline gidip, bu parkur henüz veya halen yarış koşmaya uygun mudur şeklinde bir kontrol yapılması gerekmektedir.
Bu kadar adından sözettiren parkur nasıldı, nesi bu parkuru bu kadar kötü yapmıştı?
Parke taşlı zeminde transition bölümüyle başlayan bisiklet etabı, ara sokağa girilmesiyle kot farkı oluşturan onlarca yamayla size İznik’e hoşgeldiniz diyordu. Bu kot farkı bulunan yamaların, hareketli mıcırlarla keskin virajlarda devam etmesi, virajlarda azami dikkati ve hız kesmeyi şart kılmıştı. 2.5 km uzunluğundaki parkurun sadece 250 metrelik bölümü, yol bisikletine uygun asfalta sahipken, bu bölüme kadar bileklerini yorarak gelen sporcular, yolun düzgünleşmesiyle mutlu olup hızlarını artırsalar da mutlulukları çabuk sona ererek tam hızlandıkları anda sağa girilen yolda bu sefer ortası sabit ve sivri mıcırlı, kenarları ise hareketli mıcırlı olan parkurun en kötü bölümünde zor anlar yaşadılar. İşte bu bölümde, ailelerinden zor gördükleri destekle zar zor alabildikleri yeni yol bisikletlerinin pahalı lastikleri ya patladı, ya da ömürleri 10 katı kısaldı. Aynı durum dişinden tırnağından artırıp zar zor bu yarışlara gelebilen yaş grupları için de geçerliydi. Onlar da patlak yaşamamak için ya hızlanamadılar, ya da risk alsalar da vücutları olması gerekenden çok daha fazla yorulup koşu etabında dermanları kalmadı.
Birkaç genç ve başarılı triatletin beklendiği gibi lastik patlatması ve yine başarılı ve gelecek vaad eden diğer bir genç bayan sporcunun yarış esnasında bu bölümde düşmesi öngörülen herşeyin yanılgıdan ibaret olmadığını ispatladı. Yine de çok daha fazla sayıda olumsuzluk yaşanabilirdi. Ancak şu unutulmamalı; olumsuzluk sadece kemiğin göründüğü bol kanlı düşüşlü kazalar değildir, burkulan bilekler, geçirilen büyük kramplar değildir. Olumsuzluk, aylarca çalışan sporcuların, parkura yeterince ehemmiyet gösterilmediği için lastik patlatması veya düşmesiyle bir yarıştan eli boş dönmesidir, diğer triatletlerin “triatlon böyle bir spor mu?” diye kendi kendilerine sormalarına sevk eden edindikleri konforsuz, keyifsiz tecrübelerdir. Oysa ki bunların hepsi biraz daha itinalı çalışma ile aşılabilir.
Koşu etabı yine parke taşlı sahil yolu üzerinde yapıldı. Triatlon yapanlar bilirler, önceki iki etabı bitirdikten sonra en benim diyen sporcunun bile bacaklarındaki derman azalır, koşu formu bozulur, hedeflediği tempo ya tutmaz, ya da sürdürülemez. İşte bu esnada parkurun en can alıcı detayı olan zemin özelliği ve kalitesi bu performansta belirleyici rol oynar. Atletizm kökenli triatletler daha da iyi bilirler ki, beton zemin, bir koşucunun en büyük düşmanıdır. Dünyanın en konforlu ayakkabısıyla bile beton zeminde “sağlıklı” bir koşu yapılamaz, bu yüzden tecrübeli hiçbir antrenör, öğrencisine betonda koşuyu salık vermez. Bu, organizatörler için de geçerli olmalıdır. Fakat sanıyorum sahil manzarasında yarış koşulması niyetiyle başka bir zemin seçeneği bizlere bırakılamadı. Fakat bir yarışa ne kadar önem verilirse, o yarış aynı zamanda yapıldığı yöreye de kalıcı artılar getirecektir. Mesela parke taş yerine asfalt dökülmesi, İznik sahilinin yıl boyu sağlıklı koşu yapılabilen doğal bir merkez haline gelmesini sağlayabilir.
Yarış boyunca, (ki bu, sabah 9:30′dan öğleden sonra 15:00 e kadar geniş bir zaman dilimini kapsıyordu) İznik triatlonuna seyirci ilgisi yok denecek kadar azdı. Ne yerel halkın, ne de misafirlerin böyle bir yarıştan haberleri yoktu. Takvimde aylar öncesinde yer alan bir yarışın tanıtımı için mutlaka ilçenin dört bir yanına günler öncesinden dev afişler asılmalıydı. Bunlar yapılmadığı için yine biz-bize bir yarış geçirdik. Seyircimiz, o anda yarışı olmayan diğer triatletler ile birkaç destekçi ebeveynden oluşuyordu.
“Yiğidi öldür, hakkını ver” sözünü seviyorum, bu vesileyle yapıcı olduğumu göstermek ve mutlaka herşeyin içinde emek olduğunu göstermek amacıyla organizasyonun güzel yönlerine de değinmek isterim;
Yarışa Türkiye’nin dört bir yanından Türk ve burada mukim yabancı sporcularla beraber 167 triatlet katıldı. İlk defa yapılan bir yarış için fena bir katılım olmayışının en büyük sebebi ise katılımcılara 90 adet çadırda ücretsiz konaklama imkanı sağlanmış olmasıydı. Her ne kadar uzun süren rahatsız otobüs yolculuğu sonrasında %90′a varan aşırı nemli İznik havasında ve 50 metre ötesindeki gürültülü düğün alanına yakınlıklarıyla çadırlarda dinlenmek mümkün olamasa da, konaklamanın ücretsiz olması birçok triatlet için sevindirici oldu. Bu gibi masrafsız jest ve imkanların, diğer triatlon organizasyonlarına da örnek olması, katılımları daha da artıracaktır.
Makarna partisi bir yarış geleneği olsa ve birçok organizasyonda sadece “adettendir, yapın gitsin” düşüncesiyle gerçekleştirilse de, İznik’teki makarna partisi gerçekten bir parti gibiydi. Bol tavuk etli, bol makarnalı, karpuzlu, ayranlı, sulu yiyecek ve içecek dağıtımı herkesin doymasını sağladığı gibi, yenilemeyen, artırılan tabakların da sokaklarda aslında olmaması gereken sokak köpekleriyle paylaşılmasına da vesile oldu. Bu konuda İznik belediyesi özenli bir çalışma yapmış, tebrik ediyorum.
Yarışmanın teknik toplantısı, sıcak bir ortamda neredeyse tüm yarışçıların katılımıyla gerçekleşti. Merak edilenler cevaplandı, sporcular bilgilendirildi. Toplantıda, önceden gelecek eleştirileri hisseden yetkililerin “bizi sakın eleştirmeyin” ifadesi dikkat çekti. Zira, gelişmek için eleştiriye açık olmak şarttır.
Koşu parkurunda sık sık yerleştirilmiş su dağıtım noktaları başarılıydı. Koşu etabında dağıtılan suların, katılımcılara yettiğine eminim. Bütün kategoriler yarışlarını tamamladıktan sonra karpuz dağıtılması da hoş oldu, daha da geliştirilebilir. Zira yarışın yapıldığı noktada sadece kuru tost satan bir büfe bulunuyordu ve yarış mahalli merkeze biraz uzaktı.
Yarışmanın destekçilerinden olan bir zeytin üreticisi firma, yarışmalarda ilk üçe girenlere büyük boy konserve kapta zeytin hediye etti. İznik belediyesinin, yine ilk 3′e girenlere özel hazırlayıp sunduğu madalya ise federasyonun klasik madalyasını gölgede bırakacak güzellikteydi.
Yarışa dair bir diğer artı da, parkur güvenliği oldu. Yarış boyunca , parkura hiçbir araç sokulmadığı gibi, güvenliğe dair hiçbir sorun yaşanmadı. Bu konuda İznik başarılı bir işbirliğiyle yarışları sıkıntısız bir şekilde tamamladı.
Yarışmacılardan ilk 3′e girenler ise şöyle;
Yıldız Erkekler:
1. Mücahit Onay Balıkesir Belediyespor 00.37.06 2000puan
2. Berhan Öncü Balıkesir Gençlikspor 00.37.12 1997 puan
3. Oğuzhan Çakır Balıkesir Gençlikspor 00.37.37 1984 puan
Yıldız Bayanlar:
1. İlayda Kara Balıkesir Gençlikspor 00.40.28 2000 puan
2. Damla Alkım Ölmez Alanya Doğaspor 00.41.34 1967 Puan
3. Elif Polat Ferdi 00.43.29 1909 puan
750 metre yüzme, 20 kilometre bisiklet ve 10 kilometre koşudan oluşan yaş gruplarında alınan sonuçlar da şöyle :
+20 bayanlar:
1. İpek Onaran Spil Su Sporları 01.26.58
2. Ünran Aslan Alanya Doğaspor 01.28.16
3. Virgine Aslan Ferdi 01.30.43
+20 Erkekler:
1. Duygun Yurteri Enkaspor 01.18.36
2. Halil Kılıç Ferdi 01.19.13
3. Ali Öner Ferdi 01.19.39
+30 Bayanlar:
1. Yonca Ender Sekmen Ferdi 01.42.56
2. G.Deniz Salpar Ferdi 01.58.13
+30 Bayanlar:
1. Merdan Çayır Bakırköy Ataspor 01.15.31
2. Fatih Buzgan Mavi Kargaspor 01.22.15
3. A.Özgür Aksaman Esk. Türk Telekom 01.22.48
+40 Erkekler:
1. Ateş Berna Babaeskispor 01.18.54
2. Jose Tavares Ferdi 01.29.42
3. Kemal Karaer Babaeskispor 01.30.19
+50 bayanlar:
1. Nihan Özpağda İstanbul Triatlon 02.01.27
+50 Erkekler:
1. Mehmet Mazlum Özpağda Maratonist 001.4149
+60 Erkekler:
1. Halil Tuna Ferdi 01.44.13
Genç Bayanlar:
1. İpek Öztosun Altay 01.17.42
2. Melis Acar Alanyadoğaspor 01.2131
3. Pelin Ayverdi Balıkesir Belediye 01.24.39
Genç Erkekler:
1. Emirhan Altıntaş Alanya Doğaspor 01.12.55
2. Kubilay Bal Altay 01.13.16
3. Efecan Seçkin Alanya belediye 01.18.42
Hazırlayan : Fatih Buzgan














